İnternette Gördüklerimiz Ne Kadar Gerçek?
Algoritmalar ve yapay zekâ gerçeklik algımızı nasıl şekillendiriyor? Sosyal medyada gördüklerimize neden temkinli yaklaşmalıyız?
İnternette dolaşırken gördüğümüz içeriklerin büyük bir kısmının bize özel seçildiğini biliyoruz.
Ama bu seçimin gerçeklik algımızı ne kadar etkilediğini çoğu zaman fark etmiyoruz.
Algoritmalar yalnızca içerik sunmaz.
Aynı zamanda neyi mümkün, neyi normal, neyi yaygın gördüğümüzü de belirler.
Bu yazı, tam olarak bu görünmeyen etkiyi anlamaya odaklanıyor.

Algoritmalar Gerçekliği Nasıl Çarpıtıyor?
Algoritmaların temel amacı gerçeği göstermek değildir.
Amaç, kullanıcıyı platformda tutmaktır.
Bunun yolu da genellikle duygusal tepki uyandıran içeriklerden geçer.
Öfke, şaşkınlık, korku veya aşırı hayranlık.
Bu yüzden:
- Uç görüşler daha görünür olur
- Ilımlı sesler arka planda kalır
- Azınlık fikirleri çoğunluk gibi algılanır
Zamanla bu durum, “herkes böyle düşünüyor” yanılgısını doğurur.
Aşırı Uçların Normalleşmesi
Sosyal medyada sıkça karşılaşılan sert söylemler, gerçekte ne kadar yaygın olursa olsun, algoritmalar sayesinde sürekli karşımıza çıkar.
Bu tekrar, bilinçaltında güçlü bir etki bırakır.
Toplum olduğundan daha kutuplaşmış görünür.
Sonuç?
Gerçeklik, ekranın sunduğu versiyonla karışır.

Yapay Zekâ Dilimizi ve Düşüncemizi Nasıl Etkiliyor?
Yapay zekâ sistemleri düşündüğümüz gibi “nötr” değildir.
Eğitildikleri veri, onların dünyayı nasıl ifade ettiğini belirler.
Bu durum yalnızca cevapları değil, kullandıkları dili de etkiler.
Ve farkında olmadan, bu dil bize de geçer.
Dil Üzerinden Sessiz Etki
Bazı kelime ve kalıpların küresel ölçekte daha sık kullanılmaya başlaması tesadüf değildir.
Yapay zekâ ile etkileşim arttıkça, onun tercih ettiği anlatım biçimi yaygınlaşır.
Bu bir geri besleme döngüsüdür:
- İnsan yapay zekâdan etkilenir
- Yapay zekâ insandan yeni veri alır
- Etki giderek güçlenir
Dil değiştiğinde, düşünme biçimi de değişir.

Trendler Gerçek mi, Üretilmiş mi?
Bir şeyin sık karşımıza çıkması, gerçekten popüler olduğu anlamına gelmez.
Bazen sadece algoritmanın tercihidir.
Müzik, moda, yiyecek, hatta kelimeler bile bu şekilde öne çıkar.
Spotify ve TikTok Örneği
Spotify, benzer kullanıcıları gruplar.
Sonra bu gruplara isim verir.
Listeler oluşturur.
Bu liste, bir anda “akım” olur.
TikTok’ta da benzer bir süreç işler.
Görsel olarak dikkat çekici olan, daha fazla yayılır.
Bu yayılma, talep varmış gibi görünmesine neden olur.
Oysa bazen talep, algoritmanın sonucudur.
Tarafsız Araç Yanılsaması
Sosyal medya ve yapay zekâ araçları tarafsız değildir.
Her biri belirli çıkarlar doğrultusunda çalışır.
Bu çıkarların merkezinde genellikle reklam ve gelir vardır.
Platformların Asıl Önceliği
Bir platform için önemli olan şudur:
- Ne daha çok tıklanıyor?
- Ne daha çok izleniyor?
- Ne daha çok paylaşılıyor?
Gerçeklik bu soruların gerisinde kalabilir.
Bu nedenle bize sunulan içerik,
“doğru” olduğu için değil,
“işe yaradığı” için önümüze düşer.

Gerçekliği Korumak İçin Ne Yapabiliriz?
Tamamen kaçmak mümkün değil.
Ama bilinçli olmak mümkün.
En güçlü araç, basit bir sorudur.
“Neden?” Sorusunun Gücü
Kendinize şunları sorun:
- Bunu neden görüyorum?
- Bu içerik kime yarıyor?
- Neden bu kadar öne çıkarılmış?
Bu sorular, algoritmanın etkisini azaltır.
Otomatik kabullerin önüne geçer.
Gerçeklik, sorgulandıkça netleşir.
