Eğitimde Dijital Dönüşüm

Koşullar ne olursa olsun bireysel öğrenmemizin sorumluluğunu bizzat almamız gerektiğini unutmayalım. Önce birkaç kavramdan söz etmemiz gerekecek.

Dijital dönüşüm terimi, 2000 yılında ilk kez kullanıldığında heyecan uyandırıyordu. Bugün üzerinden geçen 20 yılın sonunda yüzleştiğiniz belirsizlik sarsıcı olabiliyor. Sanayi Devrimi’nde insanın kas gücünün makinelere bırakılmasıyla yeni bir çağa girilmişti. Yaşadığımız dönemde ise insanın algılama, yorumlama ve karar verme gibi kabiliyetlerinin vicdani nesnelere devredildiği bir devrime tanıklık ediyoruz. Teknolojiler, sadece insana atfedilen işleri yapmakla kalmadı, her geçen gün insanlardan daha iyi işler yapabilir oldu. Yeni bir dijital çağın içindeyiz. Bu süreçte dönüşüm trendini yakalayabilenler rekabette büyük bir avantaj yakalarken, dönüşüme ayak uyduramayanlar yeni teknolojinin yıkıcı gücünden kurtulamayacak.

Gittikçe yaygınlaşan her teknoloji, olgunluk seviyesine ulaştıktan sonra daha yeni bir teknolojinin yıkıcı etkisi karşısında hızla erimeye başlıyor. Dönüşümün gerekliliğinin farkına varmayan ya da dönüşümü ivedilikle hayata geçiremeyenler için yeni dünya yıkıcı olacaktır. İşte bu yıkıcı etki, dijital yıkım olarak ifade ediliyor. Yeni çıkan teknolojiler hızla yayılmaya başladığında, eski teknolojilerin yerini almaya başlar ve bir dönüşüm dönemine girilir. Eski teknoloji ve yaklaşımları kullanan ve değişmekte güçlük çekenler, rekabette geriye düşer, yıkıma uğrar.

Dijital dönüşüm, teknoloji ile değil, strateji ve düşünme biçimi ile ilgilidir. Dijital dönüşümün yarattığı geniş etki ile günden güne değişen bir dünyada yaşıyoruz. Hedeflenen geleceği mümkün kılacak dijital dönüşümün yolu, sadece oyunu değiştiren teknolojileri adapte etmekten değil, gerek tarım gerekse insan kaynaklarının da nitelikli hale getirilmesinden geçer. Eğitimde dijital dönüşüm gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu imkanlar ve değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda eğitimde insan iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında gerçekleştirilen bütüncül unsurları kapsamaktadır.

Günümüzde eğitim teknolojileri sayesinde daha çok insan öğretime erişebiliyor. Dersler daha akılda kalıcı ve etkileyici hale geliyor. Eğitim sistemlerinin, hızla değişen bu yeni dijital çözümlere ayak uydurabilmek için sürekli öğrenme odaklı tasarımları ve yeni etkinliklerin benimsenmesi için öğrenmeyi öğrenme becerisi kazandırmaları gerekiyor. Toplum, zaman ve mekan bağlamında sınırların kalktığı, tüm dünyanın ağlarla birbirine bağlandığı bir düzene işaret ediyor. Ağ kavramı ise birbiriyle bağlantılı duyumlar dizisini ifade etmektedir. Bu düğümler birbirine bağlanarak yeni düğümler oluşturmakta ve bu düğümlerin bir araya gelmesini oluşturmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığı ile ağların bilgiyi saklama, dağıtma, iletme noktasında hız ve esneklik sunması dünyada sosyal ve ekonomik anlamda hiç olmadığı kadar etkileşimli bir dönemin yaşanmasını sağlamaktadır.

Teknoloji ve Öğrenme Eğilimleri

Bilgi ve iletişim araçlarının gelişmesi ve insan yaşamında yaygın kullanımı okulun işlevlerini azaltmak yerine yeniden tanımlamıştır. Geçmişte öğrenciler mutlak bilgiyi okullarda edinirken günümüzde genel olarak bilgi erişim kanallarından ve okul dışı etkileşimlerden edinmektedirler.

Okullardaki dönüşüm, öğrenim gören öğrenci kavramı yerine kendini geliştiren birey kavramının kullanılmasını sağlamıştır.

Şimdi bazı temel kavramları birlikte göz atalım. İnsanlığın bilinen tarihi içinde toprağa ekip biçmeye, hayvanları ve bitkileri kontrol altına almaya ve tarımsal faaliyetleri belirli bir düzen içinde gerçekleştirmeye başladığı tarım toplumunda, bireyin kendini ifade edebilecek düzeyde iletişim ve hesap yapacak düzeyde matematik bilmesi yeterliydi. Yerleşik hayata geçişten sonra sanayi toplumunda doğadaki ham maddelerin belirli süreçlerden geçirilerek ürüne dönüştürülmesi için temel bilgilere ek olarak, bir işi sürekli ve doğru bir şekilde tanımlanandan ne eksik ne de fazla yapabilmesi bekleniyordu. Yeni süreçlerin, ilişkilerin ve kurumların ortaya çıkmasını bir bakıma zorunlu kılan bu gelişme, yeni bir ilişkiler sistematiği ve düzenli olarak bilgi toplumu meydana getirdi. Bilgi toplumunda bilgi, sermaye ve emeğin yerini almış; verilerin toplanması, erişimi ve işlenmesi faaliyetlerinin yanı sıra ekonomik ve toplumsal ilişkilerin de kaynağı haline gelmiştir. Bugün, büyük bir ağa dönüşen dünyada, ne öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz, hatta bilgi derken neyi kast ettiğimiz konusunda da bir takım değişiklikler ile karşı karşıyayız. Artık okulun temel amacı, toplumların birbirlerine kalın sınırlarla kapalı olduğu ve birbirleri arasında etkileşimin daha az olduğu dönemlerdeki gibi ağırlıklı olarak belirli değerleri aktaran ve önceki kuşakların yaptıklarını yenileyen değil, yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insanları yetiştirmektir.

Teknolojik gelişmelere bağlı olarak eğitim ve öğrenme süreçleri de sürekli değişime uğramaktadır. Toplumlar bu hızlı değişime ayak uydurmak adına, değişen toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlara göre yeni eğitim modelleri geliştirmektedir. İlerleyen teknoloji, eğitim imkanlarının daha fazla kişiye zaman ve mekandan bağımsız olarak ulaştırılmasını olanaklı hale getirmiştir.

Teknoloji ve Öğrenme Eğilimleri

En önemli kırılma internet ve internetin bizlere sağladığı etkileşimle olmuştur. İnternetle birlikte gerek kullanmakta olduğumuz teknolojiler gerekse de bu teknolojilerin bize sunduğu ortamlar hızla dönüşerek hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Geleneksel eğitim anlayışının herkese uyan tek bir model yaklaşımı, farklı öğrenme fırsatları sunan ortam ve araçlarının hayatımıza girmesiyle, esnek, uyarlanabilen ve kişiselleşebilen bir hal almıştır. İhtiyacına, tercihine, öğrenme hızına ve biçimine, sahip olduğu bilgi ve becerilerine göre anlık değişim gösterebilecek şekilde tasarlanabilmektedir.

Günümüzde bilgi ve bilgi teknolojileri sadece bir  araç olmayıp toplumları dönüştürdüğü gibi öğretmen, öğrenci ve eğitim kurumlarının rolünü de dönüştürmektedir. Hiyerarşik iletişimden ağ iletişimine doğru bir dönüşüm yaşanmaktadır. Söz konusu ağ, çeşitli bilgi depolarında toplanan bilgilerin birbirlerine bağlanması ile oluşmakta ve bu bilgi parçacıkları alan yazınında bilgi adaları olarak tanımlanmaktadır.

Bilgi toplumunda öğretmen, öğrenme-öğretme sürecini örgütleyen, öğrenme fırsatları oluşturan, öğrenmeye danışmanlık yapan, öğrenme sürecinde paydaş, öğrenci ile bilgi kaynakları arasında bir arabulucu gibi roller üstlenmektedir.

Değişen toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlar, eğitim alanında da yeni model araçlarını beraberinde getirmektedir. Geleneksel anlamda eğitim almak için öğrenenler, öğreticiler ve bilginin ürünleri ile eğitim kurumları aracılığıyla bir araya gelerek etkileşim gerçekleştirmek zorundaydı. Bugün ise gelişen teknolojiler ve bilgiye ulaşma yöntemlerini, eğitim teknolojileri ile çeşitlendirmektedir. Zaman ve mekan algısını tamamen değiştiren teknoloji, öğrenme ihtiyaçlarına göre şekil değiştiren, esnek ve uyarlanabilir ortam ve araçlar sunmaktadır.

Öğrenme ortamı, öğrenenlerin öğrenmesinin gerçekleştiği mekanları, bağlamları ve kültürleri ifade eder. Tarihsel süreçte sınıf ortamında yüzyüze gerçekleştirilen geleneksel eğitim, sözlü ve yazılı kaynaklara dayalı olarak bir öğreticinin aktarımları ile gerçekleşirken, 1870’li yıllarda gazete ve mektup gibi basılı materyaller aracılığıyla uzaklara taşınmıştır. Ses ve görüntünün uzaklıara taşınabilmesi ile 1950’li ve 1980’li yıllar arasında sırasıyla radyo, televizyon ve video öğrenmede yeni ortamları olarak karşımıza çıkmıştır. Sayısallaşma ve 1980 sonrasında hayatımıza giren bilgisayarlar, bireye özgü esnek öğrenme ortamlarının gelişiminin önünü açmış ve kasetlerin yerini CD/DVD ler almıştır. Bilgi depolama anlayışı 90’lı yıllarda tanıştığımız yeni iletişim yaklaşımı olan internet ve sonrasında gelişen teknolojilerle “ağ temelli” ve merkeziyetçi sunumu yıkan öğrenme ortamlarının gelişimini sağlamıştır.

2000’li yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerindeki yakınsama ile birlikte ses, veri ve video üçlü bir oyunda bir araya gelip bilgisayarlar arasında taşınabilir hale gelmiştir. Çoklu ortamın sağladığı bu olanak ve kablosuz erişimin bu üçlüyü taşınabilir hale getirebilmesi ile artık bilgi, cebimizden erişilebilir ve yapılandırılabilir olmuştur.

Öğrenme ihtiyaçlarımıza etkili çözümler sunan öğrenme ortamları, oyuna dördüncü bir bileşen olarak mobil kavramının eklenmesi ile mobil cihazların internetle kesişen yolları, mobil öğrenme yaklaşımını beraberinde getirmiştir. Sayısallaşan görsel içerik, internet ve televizyon hizmetlerinin yakınsamasıyla daha etkileşimli ve kişiselleştirilmiş halde yeni öğrenme ortamlarındaki yerini almıştır. Yakın gelecekte artık giyilebilir teknolojiler sayesinde cihaz yer ve zamandan bağımsız öğrenmemizi gerçekleştirebileceğimiz uygulamalar hayatımızın parçası haline gelecektir.

Medya 1.0

Medya, Latince kökenlidir. Medya, ortada olmak, aracı olan veya yorumlayan anlamına gelmektedir. Öğrenme ve öğretme süreçlerini destekleyen ve şekillendiren ortam olarak medyanın, kendisi ile girdiğimizde etkileşime bağlı olarak hakim yapıdaki araç ve yaklaşımlarında değişmektedir. 

Medya 1.0 içeriğin durağan olduğu, katılımımızın az olduğu televizyon, çıktı ve internetin ilk dönemlerindeki e-posta ve arama motorları üzerinden içeriklere dikkat kesildiğimiz dönemdir.

Medya 2.0 web ortamında iletişimin güçlendiği, kısmen de olsa katılım sağlayabildiğimiz, içerik üretebildiğimiz, paylaşabildiğimiz, yapılandırabildiğimiz ve dağıtabildiğimiz etkileşim araçlarının olduğu, öne doğru eğilerek ekrana yaklaştığımız dönemdir.

Medya 3.0

Medya 3.0 ağ teknolojileri ve iletişim ortamlarının yakınsaması ile içeriğin anlam kazandığı, kişiselleştiği ve etkileşimlerin geçici de olsa bağlama dahil olabildiği dönemdir. 

Medya 4. 0 nesnelerin interneti olarak ifade edilen, nesnelerin, cihazların veya eşyaların gelişmiş iletişim teknolojileri aracılığıyla birbirine bağlandığı ve birbirleri ile ağ üzerinden iletişim kurar hale geldiği, bizlerinde taşınabilir, giyilebilir teknolojiler aracılığı ile bunlarla etkileşim halinde olduğumuz dönemdir.

Medya 5.0 ise şimdilik bir öngörü olarak yakın gelecekte zihinsel olarak ağa dahil olabileceğimiz toplum odaklı insansı teknolojileri kapsayan, insan-makine etkileşiminin farklı boyutlara taşınacağı dönemdir.

PAYLAŞMAK ÖNEMSEMEKTİR!

Emrah

1981 Samsun doğumlu ve Gazi Üniversitesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi mezunu. Bilişim Teknolojileri Öğretmeni, Yazar, WebMaster, Blogger, Web-Grafik Tasarımı ve SEO eğitmeni. Araştırmacı ,macera tutkunu, sinema sever, fitness yapar, farklı doğal güzellikleri keşfetmeye bayılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

escort akdeniz escort mezitli çamlıyayla escort escort toroslar escort tarsus escort gulnar escort erdemli escort silifke escort mut mersin escort mersin escort bayan porno izle porno hikayeler